fbpx
ZÊWA ALÊ VE ASKER KOCASI

ZÊWA ALÊ VE ASKER KOCASI

Baştan söyleyeyim, keyfi evlenip aynı eve iki- üç kadın koyanlar konumuzun dışındadırlar. Ben ve Hatice kendi sohbetimizde mevzusu açildıkça hayret eder ve üzülürüz.

ABONE OL
19 Eylül 2021 16:30
ZÊWA ALÊ VE ASKER KOCASI
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Günümüzde daha otuzlu yaşlarında ki kocası ölmüş, boşanmış ve şu veya bu şekilde yalnız kalan kadınlarımız daha da evlenmiyorlar. Aynı konumda ki erkekler evlenmek için kapı kapı dolaşırken, kadınlarımız dört duvar arasında kalmayi tercih ediyorlar. Bu, yaşamın kuralları silsilesine aykırı bir durumdur. Etrafımıza baktığımız zaman böyle ne çok kadının olduğunun farkına varırız. İçlerinde bireysel olarak problemli olanların dışında toplumsal olarak bunun bir izahı olmalı, diye düşünüyorum…1960’lı yıllarda karanlık bir ortamdan çıkarak medeniyet sevyesi çok daha yüksek ve çağdaş ülkelere geldik ve uzun süre bu insanlarla içiçe ve yan yana yaşadık. Kimimiz farkında kimimizde farkında olmadan geliştik ve değiştik. Bu değişim kaçınılmazdı ve değişimin bize çok ama çok katkıları olduğu gibi bizden aldıklarıda oldu. Bu gelişim ve değişim geldiğimiz yere de yansıdı.Bir zamanlar ayaklarına zincirden prangalar vurulan kadınlarımız da büyük gelişim göstererek, dul kalan kadınlarımız daha da evlenmeyeceğim, diyebilecek kadar değiştiler ve aydınlandılar. Bu bir tercih ve haktır; ancak bundan ötesini yapamadıkları için dört duvar arasında kalıyorlar. İşte bu durum kadınlarımızın yeterince değişmedikleri ve halen bize özgü töremizin etkisinde olduklarının göstergesidir. Geçicidir ve değişecektir. Dul kalan kadınlarımızın istediklerini beğenmeleri ve seçici davranmaları için sadece kadınlarımız değil toplum olarak hepimizin değişmesi gerekiyor…Peki eskiden ne idik ve nasıldık!!Avrupa’ya göçümüz başlamadan önce tamamıyla erkeğin hakim olduğu kurallar çerçevesinde yaşıyorduk ve kadınlarımız karanlık bir dünyanın çilesini çekiyorlardı.Doğuran,çocuk büyüten, evde,mandırada ve tarlada çalışan biri olarak kendilerine ait haklarını aramak akıllarının ucundan bile geçmezdi. Konumuzu ilgilendiren tarafına gelince;Kocası ölen ve dul kalan kadınların akıbeti belliydi. Kendisi gibi dul kalan bir erkeğin ve çocuklarının bakımını yapmak için bakıcı olarak başkasına verilirdi. Buna mecburdu; çünkü kocası öldükten sonra uzun süre ne kocasının evinde kalır ne de Baba ocağına sığınırdı. Şansı varsa kendi köyünde birisiyle yoksa mutlaka başka bir köye giderdi.( En çirkin olanı da kardeşi ölen birisinin kendi yengesine eş olarak nikah kıydırmasıydı.)Aslında evlilik konusunda erkeklerde en az kadınlar kadar içinde yaşadığı toplumun katı kurallarına mahkum oluyordu; çünkü görücü usulü ile evlilikler yapılıyordu. Evlenenlerden ziyade Anne ve Baba herşeye karar veriyordu. İşin içine Dede, Nene ve diğerleride girince akraba evlilikleri çoğaliyordu.Karısını kaybetmiş birisinin taziye evinde hem erkekler tarafında hem de kadınların olduğu tarafta— Vah.! Vah.! Şimdi bu adam ne olacak— Yahu.! Bu çocuklara kim bakacak, derlerVe zavalı kadının kırkı çıkmadan adamı evlendirmek için kapı kapı dolaşır, köyden köye gezer, iyi veya kötü,güzel veya çirkinliğine bakmaksızın en yakın zamanda adama bir eş bulurlardı. Adam da her türlüsünü kabul ederdi.Aynen dul kadınların başına gelenler gibi.Tekrar dul kadın meselesine dönersek, kendi köyünde veya başka köyde kocaya varan kadın eğer ki doğurgan yaşındaysa en kısa zamanda çocuk doğurur ve çocukları oldukça ve büyüdükçe kadın yavaş yavaş bakıcılıktan çıkar, kocasına eş ve evininde hanımı olurdu. Hecilera köyümüzde bunlardan dolu dolu vardır. Ayrıca genç yaşında kadın ile erkek arasında ki biyolojik zevklerden mahrum olmazdı.Bu bir yönü ile günümüzde yalnız kalıp evlenmek istemeyen kadın ile geçmişte mecburiyetten evlenen kadın arasında ki farktır. Biri ezik ama sonuçta mutlu olabilen, diğeri ise sert ve aşağılayıcı kurallara karşı dik durabilen ama sonuçta mutsuz olandır.Geçmişte dul kalan kadınlarımızın hepsi böyle miydi, kocaman bir hayır.!!!Şanssızlık bazı kadınlarımızın yakasını bir türlü bırakamıyordu, öyle ki ömürleri boyunca beş-altı defa evlenmek zorunda kalıyorlardı. O evden bu eve, o köyden bu köye gelin oluyorlardı…İşte bu anlamda sizlere Zêwa Alê’nın ve Asker olan kocasının hikayesini anlatacağım…Sene yaklaşık 1910 ve Hecilera’da???Devamı haftaya…Hepinize hayırlı pazarlar dilerim.

Röportajlar, insan hikayeleri, belgeseller… Binlercesi YouTube kanalımızda.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.